ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ve İstanbul Gazeteciler Federasyonu Organizasyonu ile Biruni Üniversitesi'nde düzenlenen 'Afetlerde Medya ve STK'ların Rolü' etkinliğinde STK'ların Rolü ve afetlerin ülke ekonomimize maliyeti üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. 

Whatsapp Image 2025 02 26 At 133732 2

Başkan Aydın konuşmasında afetlerin ekonomiye yansımasını ilişkin şunları ifade etti; 

Afetlerin ekonomik yansımasına da özetle değinmek isterim. Ülkemiz Türkiye, coğrafi konumunun getirdiği özellik ile; başta deprem, sel, heyelan ve yangın gibi doğal afetlerle sıkça anılan bir ülkedir. Bu afetlerin ülke ekonomimize maliyeti, afetin türüne, büyüklüğüne, bölgenin gelişmişliğine göre değişmektedir.

Yakın ve uzun vadede afetlerin ekonomilere maliyetlerine bakar isek;

İDDEF’in Yardım Malzemesi Taşıyan Tırları Gazze’ye Ulaşıyor İDDEF’in Yardım Malzemesi Taşıyan Tırları Gazze’ye Ulaşıyor

Doğrudan ve dolaylı maliyetler, tarım ve altyapıya verdiği hasarlar, üretim kesintileri, işgücü kayıpları, orman kayıplarımız, çevresel kayıplar, turizm kayıpları, gibi kısa vadeli tezahürleri olduğu gibi;

Yeniden yapılanma maliyetleri, sosyo ve ekonomik imar maliyetleri, sigorta tazminatları, kredi ve finansman maliyetleri, vergi tahsilatlarındaki gecikmeler, vergi kayıpları ve dış borçlanma gibi uzun vadeli ekonomik kayıpları da vardır.

Kaybettiğimiz binlerce canların yanı sıra; 6 Şubat tarihindeki asrın felaketinin maliyetinin 100 milyar dolar gibi bir rakama ulaştığını biliyoruz. Ha keza geçmişte Gölcük depreminin 10-15 milyar dolar, 2020 depreminin 1,2 milyar dolar, 2021 Yılı Karadeniz  bölgesi sellerinin 1 milyar dolar, Akdeniz Bölgesinde 2021 yılında yaşanan orman yangınlarının 1,2 milyar dolar ekonomiye zarar verdiğini, 99 depreminin de Türkiye’nin Gayrisafi Milli Hasılasını bir yıl içinde % 3,3 düşürdüğünü de biliyoruz. 

Whatsapp Image 2025 02 26 At 133732 1

"MİLLİ GÜVENLİK SORUNUDUR"

Buradan özellikle ülkemizin ekonomi ve turizm açısından can damarı olan İstanbul’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. 16 milyona yaklaşan nüfusu ile İstanbul’umuzun güvenliği aynı zamanda milli güvenlik meselesi gibi görülmelidir. Hükümeti ile, yerel yönetimleri ile topyekun dayanışma içerinde İstanbul süratle afetlere hazırlanmalıdır. 16 milyona varan yüksek nüfus yoğunluğu ve eski bina stoku nedeniyle büyük bir depremde yüzbinlerce binanın hasar görmesi veya yıkılması bekleniyor. Bu durum, konutların yanı sıra işyerleri, hastaneler, okullar, yollar, hava limanları, köprüler, enerji ve su şebekeleri gibi kritik altyapıda büyük hasara neden olabilir. Allah muhafaza böyle bir durum ülke ekonomimizi çok gerilere götürür, dışa bağımlı bir hale getirir, çok ciddi sıkıntıların yaşanmasına neden olur.

Editör: Keramettin El